(ANKARA) – ABD merkezli dört insan hakları örgütü, Trump yönetiminin Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne (UCM) yönelik yaptırımlarına karşı federal dava açtı. Trump yönetimi yaptırımların gerekçeleri arasında, UCM’nin Netanyahu hakkında çıkardığı tutuklama emri ile Afganistan soruşturmasını göstermişti. Davacı örgütler ise bu yaptırımların insan hakları yardım çalışmalarını engellediğini ve anayasal haklarını ihlal ettiğini savunmakta.
Amerikan Dostları Hizmet Komitesi (AFSC), Anayasal Haklar Merkezi, İnsan Hakları İzleme Örgütü ve Açık Toplum Enstitüsü, Trump yönetiminin Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne yönelik yaptırımlarının faaliyetlerini engellediği ve anayasal haklarını ihlal ettiği gerekçesiyle New York Güney Bölgesi Federal Mahkemesi’nde dava açtı.
Örgütler, yaptırımların savaş suçu mağdurlarını temsil etmelerini, UCM’ye hukuki görüş sunmalarını, Filistinli insan hakları kuruluşlarıyla araştırma yürütmelerini ve insani yardım faaliyetlerine katılmalarını engellediğini bildirdi.
İnsan Hakları İzleme Örgütü tarafından yapılan açıklamada, Trump’ın yaptırımlarla başkanlık yetkisini aştığı savunuldu.
AFSC Genel Sekreteri Joyce Ajlouny ise, “ABD hükümetinin UCM’yi dağıtmaya ve ağır insan hakları ihlalleri için adalet arayanları cezalandırmaya yönelik çabaları, yaptırımların hedefindeki kişi ve kuruluşların çok ötesinde zarar veriyor. Bu, savaş suçları ve soykırım mağdurları ile hayatta kalanların tamamına yönelik bir hakarettir” ifadelerini kullandı.
UCM YAPTIRIMLARININ GEREKÇESİ: İSRAİL VE AFGANİSTAN’DAKİ SAVAŞ SUÇLARI VE İNSAN HAKLARI İHLALİ İDDİALARI
Trump, Şubat 2025’te imzaladığı kararnameyle UCM’nin savcılarına, hakimlerine ve soruşturmalarına destek veren kişi ve kuruluşlara yaptırım uygulanmasını mümkün kılan kararnameyi imzaladı. Kararnameyle, UCM’nin ABD ve İsrail’e yönelik bazı soruşturma ve kararlarının Washington’ın ulusal güvenliği ve dış politikası açısından tehdit oluşturduğu savunuluyor.
UCM, 21 Kasım 2024’te İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu hakkında Gazze’de işlendiği iddia edilen savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar nedeniyle tutuklama emri çıkardı. Mahkemenin Temyiz Dairesi ise 5 Mart 2020’de Afganistan’da işlendiği iddia edilen suçlara ilişkin, ABD askeri ve istihbarat personelinin eylemlerini kapsayan soruşturmanın yürütülmesine izin verdi. Trump yönetimi, bu iki süreci UCM’ye yönelik yaptırım kararının gerekçeleri arasında göstermişti.
ABD, UCM’nin kurucu anlaşması olan Roma Statüsü’ne taraf olmadığı için, Trump yönetimi, mahkemenin ABD vatandaşları ve İsrailli yetkililere yönelik adımlarının yetki aşımı olduğunu savunuyor.
Washington, kararname sonrasında bazı UCM hakim ve savcılarına yaptırım uyguladı. Mahkemeye delil sağlayan Filistinli insan hakları kuruluşları ile BM Filistin Özel Raportörü Francesca Albanese de yaptırım kapsamına alındı.
Açık Toplum Enstitüsü İcra Direktörü James Goldston, yaptırımların “hukukun üstünlüğüne, bağımsız hakim ve savcılara ve dünya genelindeki sivil topluma yönelik bir saldırı” olduğunu belirterek, UCM’nin ağır suçların mağdurları için “son başvuru mercii” niteliği taşıdığını söyledi.
RUBIO: “UCM’Yİ İŞLEVSİZ HALE GETİRME BASKISINI ARTIRACAĞIZ”
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, geçen ay Uluslararası Ceza Mahkemesine yönelik baskının artırılacağını açıklarken mahkemeyi “işlevsiz hale getirme” hedefinden söz etmişti.
Rubio, UCM için “Ülkemize karşı mermilerle veya füzelerle değil, yasalar, anlaşmalar ve sözde uluslararası hukukun gücüyle savaş yürütüyor” dedi. ABD yardımı alan ülkelerin UCM’ye yönelik tutumlarının daha yakından inceleneceğini ve mahkeme yetkililerine yönelik yaptırımların artırılacağını bildirdi.
Davacı örgütler, ABD merkezli finans ve teknoloji şirketlerinin küresel ağırlığı nedeniyle yaptırımların yalnızca ABD’de değil, diğer ülkelerde faaliyet gösteren insan hakları kuruluşlarının da UCM ile çalışmalarına engel olduğunu belirtti. Örgütlere göre yaptırımlar, mahkemeyle çalışan kişi ve kuruluşların hukuki destek, araştırma, savunuculuk ve insani yardım faaliyetlerini kısıtlıyor.




